
Selam Muratlı.
Başka beldeler, ilçeler ve iller tarihi eser yoksunluğundan tarihlerini araştırmak ve korumak için paralar harcayıp, “acaba beldemizin altından bir antik kent!, bir tarihi eser çıkar mı?” düşüncesiyle kazı yaptırmakta.
Olağanüstü paralar harcamakta…
Ya da bulunan eserleri restore ettirip turizmden gelir elde etmekte…
Zaten ata yadigârı dediğimiz eserlerimize saygısızlık yapmak onların torunları olan bizlere yakışmaz değil mi!?
- Yakışmaz…
En az 300 yıllık Muratlı’ya miras bırakılan İnanlı Çeşmesindeki mermere kazınmış Besmele – i Şerif ve Osmanlı Tuğrası’na tüfekle bizler vurmadık!
İçip içip tarihi çeşmeye kusmadık!
Hıdrellez Şenlikleri’ne gelen ünlülere göğsümüzü kabartarak Muratlı’nın tarihi çeşmesi var diye anlatmadık! Aksine hepsini oraya götürüp gösterdik kana kana su içirdik!
Bir zamanlar Atatürk’e bile gönderilen suyumuzu bizler kirletmedik…
Ya ne yaptık?
Restore edilsin diye ne Kültür Bakanlığına başvurduk, ne de özel idareye…
Ne onlar bu çeşmenin varlığından haberdar ne de biz…
Tarihimiz su gibi akıp gidiyor…
Kimin umurunda?
Ordularımızın su içtiği, konakladığı yerler yok oluyor…
Zamanında bölgenin haberini yapmak için oraya gittiğimde bir vatandaş konu ile ilgili şu yorumu yapmıştı.
“Oy almak için insanların gözlerini işte böyle boyuyorlar. Ama atalarımızın bize bıraktıkları emanete kendileri bile sahip çıkmıyorlar. Eğlenceye önem veriyorlar. İki metre yanındaki çeşmede, tarihi Osmanlı tuğrasını yaptırmıyorlar bir de bizden oy istiyorlar.”
Eğlence diye kastettiği, “Hıdrellez Şenlikleri…”
Bu haftaki yazımı Faruk Nafiz Çamlıbel’in Han duvarları şiirinden mısralarla bitiriyorum.
“Yağız atlar kişnedi, meşin kırbaç şakladı
Bir dakika araba yerinde durakladı.
Neden sonra sarsıldı altımda demir yaylar,
Gözlerimin önünden geçti kervansaraylar…”
Haftaya görüşmek üzere…
217 kez okundu.


