
Selam Muratlı
Muratlı “Muratlı Kaldırımları Zaten ‘Kırmızı Beyaz’dı” isimli yazımla ilgili geçen hafta, gerek sosyal paylaşım sitesindeki kişisel hesabım üzerinden, gerekse de yazılarımın yayımlandığı site üzerinden değişik yorumlar geldi. Yorumların ağırlığını, “Muratlı’da kaldırım mı var ki, kırmızı beyaz renge boyansın” gibi eleştiriler oluşturdu.
Aslında, konu ile ilgili yazımda Muratlı Belediye Başkanı Nebi Tepe’nin zaten CHP’ye geçmeye hazırlandığından, bunu da daha önce parti genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Muratlı ziyareti öncesi saat kulesinin bulunduğu meydanın ve belediye binasının kaldırımlarının, CHP’nin rengi kırmızı beyaz’a boyanmış olmasından bahsederek dile getirmiştim. Son cümlemi de noktalarla sonlandırarak yorumu okurlara bırakmıştım.
Anlıyorum ki; yazım amacına ulaşmış ve dile getirilen eleştirilerle olay bir başka boyut kazanmış. (!) DSP’li bir belediye’nin az olan kaldırımlarının bir başka partinin rengine boyanması halkımız tarafından kabul görmüş olacak ki, eleştiriler “kaldırım olsun da rengi ne olursa olsun”a dönmüş.
Banklarında “Şişli Belediyesi” yazan bir ilçenin kaldırımlarının da rengârenk olması, demek ki beklenen bir olaydı.
“Muratlı’da kaldırım mı var? Muratlı yolları şöyle, Muratlı yolları böyle” gibi eleştirileri de artık yazma zorunluluğu kendimde görmüyorum. Yaklaşık beş yıldır bu konularla ilgili yazılar yazdım. Yetmedi, başkan Nebi Tepe ile yaptığımız röportajlarda birebir kendisine ilettim. Haber olarak da gazetenin manşetlerini yıllardır bu konulara ayırdık. Fakat gördüm ki halkımız, belediyemizin bu konu ile ilgili yaklaşımından memnun olacak, seçimlerde yine başkan Nebi Tepe’yi seçti.
Dediğim gibi. Yolların kötü olması, ya da kaldırımların olmayışı konusu artık beni sarmıyor!
Şu anki belediye yönetimimiz, yol konusunda sınıfta kaldıysa, bir başka yönetim gelir o sorunu çözer. Bunda sorun yok. Fakat ben, Muratlı’nın daha büyük sorunları olduğuna inanıyorum.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın İstanbul için açıkladığı “Çılgın Proje” ile bölgede bir hareketlilik olacak bunu herkes biliyor. Ülkemizde birçok il ve ilçede kentsel dönüşüm planları uygulanırken Muratlı’nın bu konuda sınıfta kalması beni korkutuyor. Üstüne üstlük önümüzdeki on yılda nüfusumuzun katlanması ile oluşacak ortamı düşününce kaldırımmış, yolmuş, umurumda bile değil!
Daha önceki yazılarımda da söyledim. Yerel Yönetimler uzmanı hocama göre en az 50.000 kişi Muratlı’ya önümüzdeki on yıl içinde yerleşebilir.
Yine; Tekirdağ’daki Avrupa’nın ikinci büyük limanı’nın bitmesine az kaldı. Herkes biliyor ki limanda çalışacak insan sayısı 2500 civarında olacak. Bu sayıyı dört kişilik bir aile olarak düşünürsek bu sayı 10.000 sayısına tekabül ediyor.
Bu nüfusun da en az 1000’i en yakın ilçe olan ve içinden bu limana tren yolunun geçtiği Muratlı’ya gelebilir.
Sadece iki proje ile ilçemize tahminen yayılacak olan göç dalgası 51.000 civarında. Muratlı’nın asıl nüfusunun da bu on yıl içinde 2000 kişi arttığını varsayarsak, asıl merkez nüfusumuz 22.000 oluyor.
On yıl sonra yerel yönetimler uzmanı hocamın tahmin ettiği nüfus ise 73.000 civarında olacak.
Sorulması gereken soru…
Okullarımız, hastanelerimiz, evlerimiz, işyerlerimiz, esnaflarımız vb. bu nüfusu kaldırabilecek vaziyette mi?
Devlet Planlama Teşkilatı (DPT)’na göre Muratlı’nın bu projelerde adı ve yeri nasıl ve nerede geçecek? Önümüzdeki beş yıllık kalkınma planlarında ilçemizin adı nasıl ve ne şekilde yer alacak?
Korkum şu!
Silivri, Çatalca, Çorlu, Çerkezköy, Muratlı ve Tekirdağ bu projelerden etkilenecek kentler arasında gösteriliyor.
Diğer önemli kentler içinde Muratlı’nın yatırım sırası ne olabilir?
Çatalca ve Silivri için öngörülecek olan yatırımlar Muratlı, Çorlu ya da Tekirdağ’ı geri plana iter mi?
Bir başka konu, ERGENE!
Bu nehir bizi öldürüyor. Daha nasıl açık yazayım. Kanserden ölen insan sayısında son yıllardaki artış hiç mi umurumuzda değil de en büyük sorunumuz yol ve kaldırım olmuş. O nehirden kimileri! Tarlasını arsasını suluyor. Bizler o havzada yetişen buğdaydan ekmek yiyoruz. O havzada yetişen ayçiçeğini yemeklerimizde yağ olarak kullanıyoruz.
O nehri sadece akıp gidiyor mu sanıyoruz yoksa?
Bırakalım artık yolların kaldırımların kötü oluşunu. Bu belediye yapmadıysa bir başka belediye gelir yapar. Ya da belediyemiz bu yazı aracılığı ile de halkımızın sesini duyar da şu yola kaldırımlara bir el atar!
Fakat nüfusu 2000 olan ilçeler bile kentsel dönüşümü tartışırken bizim hala kaldırımları, yolları tartışmamız Muratlılara daha önümüzde anlatılacak çok şey olduğunu gösteriyor.
Haftaya görüşmek üzere…
164 kez okundu.



bu sefer tuttum hocam dediğin gibi kendileri seçiyorlar kaç dönem bide ağlanmak o yok su böyle sacma dediğin gibi ama bunu anlayacak zihniyete ve bu düşünceyi oluşturabilecek insan sayısını düşünüyorumda sonu yorumsuz
Yol devletin işidir. Hiç bir belediye devlet desteği olmadan yol yapamaz. Muratlı’ya yapılmayan yollar bugüne kadarki ve bugünkü hükümetlerin ilgisizliğinden kaynaklanmaktadır. Amma velakin yazınızda da belirttiğiniz gibi Muratlı’nın sorunu yol ve kaldırım değil en başta bencede. Yüz karası gibi bir ergene, insanları öldüren, zehirliyen, kanser eden bir ergene temizlenemedikten sonra 40 tane çılgın proje yapılsa nafile.
İstanbul sanayisinin trakyaya kayması ile Türkiyenin en verimli tarlaları maalesef sanayileşiyor. Bu soruna neden değinen kimse yok hkümet niçin sanayinin ülkemizin en verimli tarlalarını heba etmesine izin veriyor. ben burda bir rant düşünürüm ki izin veriliyor.
güzel kardeşim güzel yazıyorsunda o ergene öyle bitek muratlı belediye başkanının imzası yada hareketiyle temizlencek bişey değil kaldıki bütün trakyanın belediyeleri birleşse o ergene gene temizlenmez çünkü türkiyede enerji pahalı enerji üreten bi ülke değil türkiye daha düne kadar elektiriği bulgardan alıyoduk o yüzden o arıtma tesisleri çalışmaz çalışırsa asgari ücretli parasını dahi alamaz
kaldırımlara gelince doğalgaz tamamlansın onlarda olucak sırayla herşey önce ihtiyaç neyse o senın beğenmediğin muratlı dünyanın üstün ırktan gelen insanların yaşadığı yer kimse benim kurtpınardaki romanımı küçümseyemez ordaki herbirey üstün bi ırka sahiptir ki atatürk bu insanları tek biyerde avrupanın en verimli topraklarında toplamıştır.dünyanın en verimli suyuda bizamanlar o topraklardaydı malesef ordaki insanlar kandırıldı bundan 30 sene evvel biraz tarih yazarsan insanlarda bilgilenir.